Saygı Öztürk – Hadi bakalım, müfettiş görev yapsın!

0
14
Saygı Öztürk

Devlette, çoğu vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nda olmak üzere 30 bin civarında müfettiş görev yapıyor. Müfettişlerin, inceleme ve soruşturmalarında tarafsız olması, soruşturdukları yerlerdeki görevlilerin bırakın yemeğini, çayını bile içmemeleri esastır. Buna çok dikkat eden müfettişler olduğunu da biliriz. İşte bu durumda olan müfettişler tam kıskaç altında.

Müfettiş olmak kolay değil. Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda (KPSS) üstün başarı göstermesi gerekiyor. Sınavda  ortalama 95 puan aldıktan sonra özel sınava tabi tutulan, bu sınavda da çok yüksek başarı elde edenler, müfettiş yardımcısı olarak kariyer mesleğine başlıyor. 3 yıl stajyerlikten sonra 5 başmüfettişin uygun görmesi ve yazdığı/hazırladığı tez kabul görürse müfettişlik mesleğine kararname ile atanıyor.

OTEL İÇİN 460, YEMEK İÇİN 306 LİRA

Müfettiş, bürokraside bakanların “Gözü, kolu ve eli” olarak bilinir. Onun emri doğrultusunda gittiği il ve ilçelerde şu dönemde müfettişler çok zor koşullarda görev yapıyor. Öyle ki il veya ilçelere gittiklerinde birçok sorunla karşılaşıyor. Haftalarca, hatta bazen aylarca evinden uzak bir yerde yaşaması kolay değil. Bundan sonrasını Sağlık Müfettişleri Derneği Başkanı Nesip Delibalta’nın, müfettişlerin ortak grubuna ve bakana gönderdiği iletiden aktarıyorum:

“Müfettişlerin en önemli sorunu, gittikleri yerde kalacak yer bulamadıkları gibi kendine, mesleğine yakışır bir yerde yemek de yiyemiyorlar. Şöyle ki; otel/yatacak yer için günlük 460,20 TL, harcırah olarak da 306 TL ödeniyor. Bu gündelik ücretlerin tamamını verseler bile kalacak otel bulamıyorlar, kariyer mensubu biri olarak akşam yemeğini sokaktan yiyemezler, bir lokantaya gittiklerinde bir kap yemek için en az 306,80 TL veriliyor. Bu nedenle çoğu zaman akşam yemeğini basit usullerde geçiştiriyorlar.

En büyük sorun kalacağı, geceyi geçirecek bir yer bulamamak, üç yıldızlı bir otel odası bile 1.500 TL den başlıyor. Öğretmenevleri gibi kurum misafirhaneleri ise kendi mensuplarına öncelik tanıyor. Bin bir zorlukla araya yetkilileri devreye koymakla yer bulabilirse kendisini şanslı saydığı gibi kurum yetkililerine boyun büküyor, bunun ne zor bir durum olduğunu bilen bilir, sonunda herhalde artık hastane odalarında kalmak için hasta yatağını işgal etmek için uğraş vereceğiz. Sayın bakanım, durumu  gerekli yerlerde dile getirip bu  hususun düzeltilmesini  için durumu emirlerinizle arz ederim.”

Müfettişlerin üyesi olduğu Devlet Denetim Elemanları Derneği’nin başkanlığını 2011 yılından bu yana yürüten Ali Alper Orkun, geçen mart ayında ABD’ye İçişlere Müşaviri olarak atandı. Her ay yapılması gereken yönetim kurulu toplantısına katılmadığı gibi, görevi de bırakmıyor.

Hemen belirtelim, bu yalnız Sağlık Bakanlığı Müfettişlerinin değil, tüm müfettişlerin sorunu. Başmüfettiş Dr. Yunus Öz de, Teftiş kurulu Başkanlığı’na verdiği dilekçede, “İlgili emir gereği İstanbul’da derneğimizin anlaşmalı olduğu oteller dahil olmak üzere gecelik konaklama bedeli harcırahıyla konaklama imkanı bulunmamaktadır. En az bunun üç katı konaklama bedeli talep edilmektedir. Günlük 306,80 TL’nin günümüz şartlarının çok gerisinde kalması sebebiyle ekonomik anlamda yıpratıcı etkisi bulunduğunu hususunda bilgilerinizi ve gereğini arz ederim” diyor.

Müfettiş, bu koşullarda nasıl hakkıyla inceleme, soruşturma yapsın? Denetim, müfettiş adeta bir cezalandırmaya dönüştü. Ne yapsın müfettişler?

Bartın Gazetesi 100 yaşında

Bartın’da 6 Eylül 1924’den bugüne kesintisiz yayınını sürdüren yerel Bartın Gazetesi, bugün 100 yaşına girdi. Cemal Aliş’in (1906-1977)  kurucusu olduğu gazetenin ilk sayısı, sahibinin el yazısı ile şapograf (taş baskı) sistemiyle çoğaltılarak basılmış, 1,5 yıl sonra matbaa baskısına geçilmiş. Yeni Adana Gazetesi’ni Adanalılar yaşatamadı. 1918’de kurulan ve ülkemizin en eski gazetesi olan Yeni Adana, ekonomik zorluklardan yayınına geçen ay son verdi. Anadolu Basını’nın yayınını sürdüren en eski yerel gazetesi olarak kalan BARTIN, ulusal basında da CUMHURİYET gazetesiyle yaşıt. Kemal Kılıçdaroğlu’nun lise yıllarında yazarlığını yaptığı Turan Gazetesi de Anadolu’da ayakta kalan ender gazetelerimizden birisi. Dünkü manşeti, Elazığ’ın Maden ilçesine yerel seçim öncesi “Sahte seçmen taşındığı”yla ilgiliydi.

DİRENMEYİ SÜRDÜRÜYORUZ

Yurtiçi ve yurtdışına yayılmış aboneleriyle, resmi ilan almadan yayınını sürdüren Bartın Gazetesi’nin ikinci kuşak sahibi iktisatçı Esen Aliş şunları söyledi:

“Abonelerimiz ile halkımızın destekleri, beğenileri sürdükçe giderek çok zorlaşan şartlara, şimdilik 2 lira olan PTT dağıtım giderlerine, sürekli artan kağıt ve baskı masraflarına karşı gazetemizin fiyatını 8 lira olarak sürdürüp direniyoruz. Ama ilerisi bu şartlar altında pek umutlu da görülmüyor.”

Yurtiçi ve yurtdışından onlarca başarı ve hizmet ödülü de alan gazetenin tüm koleksiyonu da bulunuyor. Tarihi sayılarından bazıları, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Basın Müzesi’nde sergileniyor. Ankara, İstanbul, Kocaeli, Eskişehir, Nevşehir, Bartın, Zonguldak, Sakarya üniversiteleri tarafından Bartın Gazetesi’yle ilgili tez çalışmaları yapıldı, kitaplar yazıldı. Rıfat Ilgaz gibi bir çok ünlü de, Bartın’ın yazarları arasındaydı. Türkiye’nin en eski gazetesi olan ve Adana’nın işgaline karşı direnen Yeni Adana Gazetesi’ne Adanalılar sahip çıkamadı. Dileriz benzer bir durum Bartın’ın, Elazığ Turan Gazetesi’nin başına gelmez… Onlar, Cumhuriyetimizin tanıklarıdır…

Leave a reply