Ege Cansen – Ömür biter plan bitmez

0
17
Ege Cansen

2023, sıcak ve kurak geçen bir yazdan sonra sonbahar yağmurlarını dört gözle beklediğimiz bir yıl oldu. Ama “Mehmet Şimşek-Gaye Erkan” şeflerin katkısıyla hazırlanan yeni OVP (Orta Vadeli Programı) zamanında geldi. 17. OVP, Beştepe Külliyesi’nde, Cumhurbaşkanı’nın bizzat katıldığı büyük bir toplantıyla açıklandı. OVP’ler her yıl yapılır ve üç yılı kapsar. “Beş Yıllık Kalkınma Planı” ile “Bir Yıllık Bütçe”nin melezidir. Üç yıllık programlar, özel sektörde de uzun zamandır kullanılan bir “planlama ve kontrol” aletidir. Kontrol kelimesinin Batı dillerindeki anlamı ile Türkçe’deki anlamı esasta farklıdır. Kontrol, Türkçe’de “murakabe”, “tahkik”, “teftiş”, “yoklama” ve özellikle “denetim” anlamına gelir. Batı dillerinde ise “hakim olma”, “yönetme”, “ipin ucunu kaçırmama” demektir. Mesela motorlu taşıtların fren ve gaz pedallarına (debriyaj pek kalmadı) “kontrol pedalları” denir. Programlanmış sistemlerin işleyişinin izlendiği ve icabında buna elle müdahale edilmesine imkan veren ve üzerinde göstergeler, düğmeler ve şalterlerin bulunduğu panoya “kontrol panosu” denir. Demek ki; OVP hem bir plandır hem de hedefte giden yoldan sapmalar olursa, ipin ucu kaçmadan sisteme müdahale edilecek noktaları gösteren bir “kontrol panosu”dur.

ENFLASYON, DEVALÜASYON VE FAİZ

Türkiye ekonomisinin sağlıklı işleyip işlemediğini belli eden iki temel gösterge “enflasyon” ve “devalüasyon” oranlarıdır. Eğer devalüasyon (daha doğrusu TL’nin değer kaybı) enflasyonun gerisinde kalıyorsa Türk üreticilerinin dış pazarlarda rekabet gücü azalıyor, dolayısıyla dış ticaret açığı kaynaklı cari açık genişleyecek demektir. Bu da daha fazla dış borç peşinde koşacağımız ve dış borç faizlerinin yükseleceği anlamına gelir. TL’nin aşırı değerlenmesi er veya geç “devalüasyon” (TL’nin kısa sürede yüksek oranda değer kaybetmesi) ile sonuçlanır. Devalüasyon da enflasyonu azdırır. Böylece, enflasyon-devalüasyon “kısır döngüsü” oluşur. Yurdum iktisatçılarına göre bu kısır döngüyü “enflasyon bacağından” kırmanın tek yolu, Merkez Bankası’nın TL faizlerini enflasyon inene kadar TL’yi cazip kılacak kadar yüksek tutmasıdır. Bu sayede hem ekonomi soğur hem de sıcak para girişi artar. Böylece döviz fiyatları da stabilize olur. Döviz fiyat artışı durunca enflasyon da durur; nitekim bu yöntemle 2005-2019 arasında Türkiye tek haneli enflasyonu yakalamıştı diyor. Ben de “döviz fiyatı” stabilize olmadan enflasyon düşmez diyorum. Ama ben bunun dış borçlanma ile değil, “neye mal olursa olsun” cari açıksız yapılması gerektiğini söylüyorum. Aksi takdirde düşük enflasyon sürdürülemez.

BİRİNCİ ÖNCELİK ENFLASYONU DÜŞÜRMEK

Yeni OVP’de, geçmiş OVP’ler de olduğu gibi birden fazla birinci öncelik ve çok ama çok fazla ayrıntı var. Eski 5 yıllık kalkınma planlarına benziyor. Serbest piyasa sisteminde böyle bir programın yeri yoktur. Ben bu programın sadece “devalüasyon-enflasyon” ilişkisiyle ilgilendim. Tahminimin aksine bu OVP, bundan öncekiler gibi TL’nin değerlenmesini öngörmüyor. Tersine TL’nin değer kaybı (devalüasyon) enflasyondan fazla olacak diyor. OVP’ye göre 3 yıllık mürekkep enflasyon %66 olarak hedeflenmişken doların fiyat artışının %80 olacağı öngörülüyor. Bu oranı, TL ve dolar cinsinden GSYH rakamlarından faydalanarak ben hesapladım. Bu, “enflasyondan arındırılmış olarak” TL, dolara karşı reel olarak %8 devalüe olacak demektir. Gelecek 3 yılda ABD’nin mürekkep enflasyonu %10 olsa, aynı oran %13 olur. Bu sayılara bakarak, yeni OVP “cari açığın kapanmasına” öncelik veriyor denebilir. Bunu onaylıyorum. Ama bunun olacağının hiçbir garantisi yok. Çok sayıda gereksiz ayrıntılı hedef var ama 3 yıllık mürekkep enflasyonun %66’da kalmasını sağlayacak önlemlerden mesela gelirler politikasından bahis yok.

SON SÖZ: Hedef çoksa, hedef yoktur.

Leave a reply